7/12/2009 - BENİ İNTİHAR ET

Karanlığın öldüğü yerde beni bekle Bir müebbetin firarıyım Korku cinayetleri işledim Al bu şiiri ayrılığımıza ekle
İçimdeki savaşların yorgunuyum Kaşlarıma karanlık çoktan çöktü Umutsuzluk sürgülerini yüreğine çek Yükle sevda katarlarını Son/bahara doğru devam et
Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak yüreğinde bırakma beni intihar et
Kahraman TAZEOĞLU
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/12/2009 - YALNIZLIK CİNAYETTİR

kendime kuytu bir ölüm arıyorum yalnızca kendime düşlerime sokak kedilerinin gözleri giriyor, korkuyorum boynunu kendi bileğine dolayıp asılan bir adam kanını sulandırılmamış alkole banan sokak satıcıları epey bilir bunu yalnızlık cinayettir
yalnızlık cinayettir bütün notalarda, bütün dillerde bütün hecelerde, "a" sesinde, re minörde, mors alfabesinde yalnızlık cinayettir kendi tükürüğüyle ıslanan bedenlerde eski bir kokudur, yalnızca budur
ıslak paspas kokusudur, gece morudur bileği tahriş olmuş bir kadının dinmeyen korkusudur ansızın yakalanmasıdır bir kuşun kapana trenin gecikmesidir istasyona yalnızlık cinayettir
sevişirken kramp girmesidir, ölürken birdenbire sıçramaktır başka bir zamana, kadeh tutarken elinin titremesidir, sesinin duyulmasıdır susarken karnına saplanan bıçağı sevmektir yalnızlık cinayettir
cinnettir
kendime kuytu bir ölüm arıyorum çok iyi biliyorsun bunu düşlerime kalabalık bir cadde giriyor. korkuyorum saçlarını sırtından sallandıran kadınlar kadar uzayıp gitmesi kadar bir aşkın telaşla yanlışlıkla, su katılmamış bir sevişmenin ardından ters yakılması kadar sigaranın, benim kadar yani ellerim kadar, bedenim kadar, düşüncelerim sırlarım, kaçışlarım kadar saçmadır yalnızlık cinayettir
cennettir
kendime kuytu bir ölüm arıyorum çok görüyorsun bunu bütün delillerimi yaktım, beni ötelere götürecek yollardan zaten uzaktım her kadına yeni, bir zevk, her kadına yeni kurulmuş tuzaktım bütün delillerimi yaktım sonrası yok. sonrası çok gizli bir fotoğrafın arabı yüzümüz siyah ve anlamsız, dışımız beyaz ve derin sanki bir diktatör anıtı, kan akıtan bir nehir işlenmemiş suçlarımız sanki yalnızlık cinayettir
cennettir cinnettir cinayettir.
zaman doldu artık gidiyorum arkama bile bakmadan arkaya bakmak çok eski huyudur bazı çirkin adamların zaman doldu artık gizlemiyorum kendimi çok kadınla seviştim çoğu buluttu basbayağı buluttu bildiğimiz buluttu dağılıp gidiyordu ben ço- ğalttıkça bir akşam usulca girdim kanıma kendim karar verdim hep kendim karar verdim yanlış da olsa sevdim pişman değilim, neden olayım? bir akşam; üç gün üç gece poker oynamıştım ne güzel. üç gün üç gece yeterince içmiştik demek ki onar şişe, belki on beş yirmi belki de. abdullah, ah dostum, sevdiğim, çalı yüzlüm abdullah kaç kurşun sıktı üstüme yeterince içmiştik. vuramadı vurdu, ben anlamadım belki de belki de yavaş yavaş devam ediyorum ölmeye.
Altay ÖKTEM
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/11/2009 - Cân' ımı YAKTI MASALLAR

Durup dinlediğim sessizliğindi önce... İncinmiş yanlarından tanımıştım seni. İç’im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerini başının arasına aldığında
Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr... Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...
Sustu(n).... zayii oldum...
Ellerimi cebime koydum, hüzün bulaştı parmaklarıma... Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım... Yüreğime takıldı ayaklarım. Düş’tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun...
Cân’ ımı yaktı masallar...
İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine... Bir yaş düştü iç’ime... Ardından bir kelam dilime....
La Tâknatu ... La Tâknatu minAllah...
Düş’tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ... Haydarpaşa bile grilere büründü... ben düşmedim ümitsizliğe... Mavinin yankısı vardı yüreğimde...
Malumun olsun Yâr... bir düş değdi çocuk yüreğime... Âşkı sobeliyorum iç’imde... Kafesini açtım bunca zaman korumaya çalıştığımın... "Git gayri... Ben senden geçtim" dedim.. "Git o Yârin ellerine..." Titredi küçük kuş... Çırpındı ... uçtu...
Hicreti ellerine... Aç pencereni... Sokaklar ayaz... Güneş ısıtmaz avuçların kadar... Mülteciyim...
Aç ellerini Yâr... Aç ellerini...
alıntıdır
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/10/2009 - GİTMEYİ BİLMİYORSAN,DENEME YAR!
 Bir gün gidersen, kapat ardında bıraktığın bütün kapıları. Kalmasın dönüsüne dair tek bir umut.
Terk edişlerin bir firari anımsatıyor. Kaçarken neleri düşürdüğünün önemi yoktur senin için. Aceleden olsa gerek, seni sen kılan bütün özelliklerini bırakıyorsun beni terk ettiğinde bomboş kalan o eve. Bu yüzdendir ki, her gidisinde biraz daha eksiliyorsun.
Çıkısında kapatmıyorsun kapıları, pencereler sonuna kadar açık kalıyor. Elim varmıyor, senin giderken kapatmadığın, gelmelerine umut bıraktığın kapıları kapatmaya. Sığınıyorum yine bekleyişlerimin ardına, gelmemeni umut ederek.
Gitmeyi bilmiyorsan, deneme yar…
Bilmez misin her gidisinin ardından dönüsünün daha da anlamsızlaştığını? Önemi yok artik ne gelişinin, ne de gidisin. Anlamıyor musun? Çıkmıyor ağzımdan o üç harfli kelime. Gelişini reddedemiyorum. Kovamıyorum seni dayandığın kapımdan. En zayıf halimde yakalıyorsun beni, en çaresiz anımdan yararlanıyorsun her seferinde. Kalmanı istediğimden değil seni kabullenişim, "git" diyemediğimden. Varmıyor dilim seni kovmaya…
Artık bırak beni yar!
Alışırım er ya da geç yokluğuna. Kur, kuramadığın cümleleri. Yak, yakamadigin resimleri. Bitir, bitiremediğin her şeyi. Ama bırak artik beni. Dönüsün olmasın bir daha, gittiğin yolların bana işaret eden levhalarını kır at hayatından.
Bensiz devam et, gel-gitler yüzünden ilerleyemediğin yoluna. Ben kalırım burada, sen devam et…
alıntı
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/10/2009 - BUNLAR YALAN,BUNLAR KANDIRMACA,BUNLAR UYDURMACA

Rüzgar eken fırtına biçmiyor bu bağda. Bunlar yalan... Bunlar kandırmaca... Bunlar uydurmaca... Sevgi ektim, nefret tohumları topladım diyenlere inanma! Ruhunu lanetlenmiş topraklara emanet eden, düşüncelerini şeytana satan adamdan kendine ne hayır gelir ki sana hayır gelsin? Kendine ne kadar dürüst ki, sana dürüst olsun? Ve yüreği sevgiyi ne kadar barındırıyor ki nefretin varlığını yadırgasın? Sevgisizlik, tüm damarlarına şırıngayla işlenmiş bir adamı ne kadar anlayabilir ki sevgi dolu bir yürek? Dudaklarından düşen sözcüklere ne kadar inanabilir ki? Yağmurun yağdığından, güneşin doğduğundan bile şüphe edersin ama yüreğinin her karışına nefret tohumları eken bir adamın kininden şüphe edemezsin. Dahası sorgulayamazsın bunu... O damarlarındaki kimyasal etkiyle düşüncesini savunmak için hazırda bekler her zaman... Ama yüreğiyle konuştuğunda kin kusan dudaklar hiç bir zaman gerçeği itiraf edemez.
Söyledikleri yalan... Söyledikleri kandırmaca... Söyledikleri uydurmaca..
Bu aşk yalan! Ruhum talan! Sen var olan... Ben yok olan... Varlığında yok olmak dileğiyle...
Alıntı...
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
''Sen Olmak Ağır İmtihan Bana...''Varlığın Yokluğum Kadar Dilimde Dua...''Yokluğun Benden İçre Varlığıma Beddua...''':
Kategoriler
Arkadaşlarım
|